Yalan Tespiti ve Dedektif - Analiz Özel Dedektiflik Bürosu

Bize Ulaşın

Yalan Tespiti ve Dedektif

 

Yalan Psikolojisi

Yürütülen Başarılı Röportajlarda Davranış Bilimi Bakış Açıları

Yalan ortaya çıkarma “Yalan bilimi” için yığınla mit vardır.

Sözlü olmayan davranış hakkında popüler kitapların söylediklerine rağmen, bacak bacak üstüne atan bir insanın veya kollarını çaprazlayanların kolay anlamayan biri olduklarını belirttiği veya insanların burunlarına dokunmaları, gözlerini kaçırmaları ya da ağızlarını kapatmalarının yalan söylediklerinin bir işareti olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur.

Maalesef, yalancılık tespiti çok basit değildir, diyor aslında iletişim ve yalancılık üzerinde bilimsel metotlarla çalışan davranış bilimciler. Yalanı lekelemek, kesin olmayan bir bilim gibi gözüküyor.

Peki, araştırma röportajları sırasında bir dedektif, yalanı keşfetme olanaklarını nasıl geliştirebilirler? Bu konunun üstesinden gelmek ve popüler yanlış anlaşılmaları aşmak için, yalancıyı nasıl yakalayabileceğinize dair aldatmaca üzerinde uzmanlaşmış ve görüşlerini paylaşan, üç araştırma psikoloğunun yardımına başvurduk.

Uzmanlar:

✓ David Matsumoto, San Francisco Eyalet Üniversitesi

✓ Aldert Vrij, Portsmouth Ünivesitesi (UK)

✓ Caroline Keating, Colgate Üniversitesi

Yalan tespit edici araştırmacı Paul Ekman, temel duyguların da, bunların ifadeleri gibi evrensel olduğunu tespit etti.

Neden İnsanlar İyi Yalancı ve Berbat Dedektörlerdir?

Caroline Keating’e göre, yalan söylemekte, yalan tespit etmekten daha iyiyizdir. Bu konu, sözlü ve sözlü olmayan, işaretli ifadeler gözlemlendiğinde, insanların yalan tespit etmede %50’den daha başarısız olduğu, birçok akademik çalışmada yankılanmıştır.

Paul Ekman ve Maureen O’Sullivan tarafından yürütülen, 1991’de Psikolojik Bilim’de yayınlanan araştırma, profesyonelleri kapsayan kavga suçlarında bile (kanun hükmü ve yargılamalar gibi) yalan tespit etmede şansınızı sadece biraz arttırdığını ileri sürüyor.

David Matsumoto’ya göre, Ekman ve O’Sullivan’ın araştırmaları sonrası, yasa uygulayıcılarının kendi fikirleri dışında, insanların işlemiş oldukları suçlar hakkında yalan söylediklerini anlayabilirlerdi. Hukuki yaptırım profesyonellerinin Ekman ve O’Sullivan tarafından test edilmesi sonucu, Gizli Servis’in, ortalama %65 oranla yalan ortaya çıkarmaya en elverişli olduğu elde edilmiştir.

Asıl önemli olan, yalan ortaya çıkarmada kanun uygulayıcıları tamamen genel halktan daha iyi olsa bile, bu özellikle etkileyici bir istatistik değildir.

İnsanların, sözlü ve işaretleri inceleyerek yalan tespit etmedeki başarısı %50’den fazla değildir.

Ama yine de yalan tespit etme biliminde bir umut vardır.

Matsumoto, bu konudaki akademik araştırmanın şu problemine dikkat çekiyor: Birçok deney önem derecesi düşük olan yalanlarla temellendirilmiş. Gerçek dünyada, dedektifleri ve potansiyel işverenleri ilgilendirenler genelde yüksek önem arz eden yalanlardır. Başka bir deyişle, araştırma esnasında yalancıları elden kaçırmak, araştırmaya iştirak edenlerden kaçırmaktan daha kolaydır.

Caroline Keating, yüksek önem derecesine sahip, şüpheli yalanların, maskelenmemişse, yalan söyleyenin katı sonuçlarla yüzleşeceğini ileri sürüyor. Ama araştırmacıların çelişkiye düştüğü durum, önem arz eden yalanların laboratuvar ortamında ahlaken kopyalanmasının zor olmasıdır.

Bundan dolayı, gerçek hayattaki senaryolarda umut her zaman vardır. Davranış bilimi laboratuvarının sessiz atmosferine kıyasla, korku; yalancının kendini kontrol kabiliyetini, daha merhametsizce aldatabilir.

Yazının devamına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar kapatıldı.

Bizi günün her saati arayabilirsiniz. 0.532.280 89 00

Bizi Şimdi Arayın